7 Eylül 2012 Cuma

Adaletin Terazisi


İstanbul hakkında sayfalarca yazabilirim. Sevdiklerimi bu şehirde kaybettim ve sevdiklerimi yine bu şehirde buldum. Beş kuşaktır ailemiz bu şehirde ne mutluluklar, ne sıkıntılar yaşadı. Bazılarımız işler yolunda gitmediğinde kolay yolu seçip, her şey için kendini savunamayan bu şehri suçlar. Kötü tanımlamalar yükler, belki böyle rahatlatır içini. Bu şehirden ayrıldığında her şeyin düzeleceğini sanır ama gerçekte sorunları biz içimizde taşırız, nereye gidersek gidelim onlar bizimledir. Adaletin terazisi sadece insanlar için midir? Ben İstanbul için de adalet istiyorum. Onu öyle benimsemişim ki onun hakkında kötü tanımlamaları duyduğumda üzülüyorum.


Oysa o kadar özel bir şehirde yaşıyoruz ki... Dünyada iki kıta üzerine kurulu tek şehir, 2500 yılı aşan bir tarihe sahip. Üç imparatorluğa başkent olmuş; 120'den fazla imparator ve sultan burada hüküm sürmüş. Ona zarar veren hep bizler olduk ama neyse ki değerini bilen de çok Hiçbir şehir için bu kadar şiir ve roman yazılmadı. Neredeyse her köşesi tablolara aktarılmış, fotoğraflanmış. Uzaklardan ona sevdalı Aşık Veysel, "Bir aciz kimseyim Veysel'im ben de; seversen olayım yarin İstanbul" demiş. Nazım Hikmet ona hasretini pek çok şiirde olduğu gibi "Bana İstanbul'u Anlat" şiirinde de dile getirmiş:
Bana İstanbul'u anlat
Dur bırak, kaynasın
kahvenin suyu.
Bana İstanbul'u anlat nasıldı,

bana Boğaz'ı anlat nasıldı?
Haziran titreyişlerle,
kaçak yağmurlarla,
yıkanmış kurumuş o yedi tepe

ana şefkati gibi sıcak
güneşte insanlar gülüyordu
trende vapurda otobüste
yalan da olsa hoşuma gidiyor söyle ...

hep kahır, hep kahır,
hep kahır bıktım be!
dur bırak kalsın açma titreyişim,
bana İstanbul'u anlat nasıldı?

Şehirlerin şehrini anlat nasıldı?
Beyoğlu sırtlarından bir yasak
gözlerimle bakıp,köprüler,
Saray burnu, minareler

ve Halic'e diyiverdim
bir merhaba gizlice.
insanlar gülüyordu de,
trende vapurda otobüste,

yalan da olsa hoşuma gidiyor,
söyle ...hep kahır,
hep kahır, hep kahır bıktım be!
dur kıpırdama kal biraz öylecene

olur kokun İstanbul gibi,
gözlerin İstanbul gecesi gibi,
Şimdi gel sarıl bana kınalım,
gök kubbenin altında

orda da beraber çok şükür diyerek,
yeniden başlamanın hayali
hasretimin köyünde sanki bir pınar gibi
insanlar gülüyordu

de trende vapurda otobüste
yalan da olsa hoşuma gidiyor söyle ...
hep kahır, hep kahır,
hep kahır bıktım be!


Orhan Veli'nin o samimi İstanbul'u Dinliyorum Gözlerim Kapalı şiirinden etkilenmeyen var mı?

İstanbul’u dinliyorum, gözlerim kapalı;
Önce hafiften bir rüzgar esiyor;
Yavaş yavaş sallanıyor
Yapraklar ağaçlarda;
Uzaklarda, çok uzaklarda
Sucuların hiç durmayan çıngırakları;
İstanbul’u dinliyorum gözlerim kapalı.

İstanbul’u dinliyorum gözlerim kapalı;
Kuşlar geçiyor derken
Yükseklerden, sürü sürü, çığlık çığlık;
Ağlar çekiliyor dalyanlarda; Bir kadının suya değiyor ayakları;
İstanbul’u dinliyorum, gözlerim kapalı.

İstanbul’u dinliyorum, gözlerim kapalı;
Serin serin Kapalıçarşı,
Cıvıl cıvıl Mahmutpaşa
Güvercin dolu avlular,
Çekiç sesleri geliyor doklardan
Güzelim bahar rüzgarında ter kokuları;
İstanbul’u dinliyorum, gözlerim kapalı.

İstanbul’u dinliyorum, gözlerim kapalı
Başımda eski alemlerin sarhoşluğu,
Loş kayıkhaneleriyle bir yalı
Dinmiş lodosların uğultusu içinde.
İstanbul’u dinliyorum gözlerim kapalı.

İstanbul’u dinliyorum, gözlerim kapalı;
Bir yosma geçiyor kaldırımdan.
Küfürler, şarkılar, türküler, laf atmalar.
Bir şey düşüyor elinden yere;
Bir gül olmalı.
İstanbul’u dinliyorum, gözlerim kapalı.

İstanbul’u dinliyorum, gözlerim kapalı;
Bir kuş çırpınıyor eteklerinde.
Alnın sıcak mı, değil mi biliyorum;
Dudakların ıslak mı değil mi, biliyorum;
Beyaz bir ay doğuyor fıstıkların arkasından
Kalbinin vuruşundan anlıyorum;
İstanbul’u dinliyorum.

Yakınlarda okuduğum Ahmet Ümit'in "İstanbul Hatırası" romanı polisiye roman merakıma rağmen, içindeki İstanbul tarihiyle beni kendine bağladı. 560 sayfalık romanı beş günde okuyup bitirmem belki de bu yüzdendir.

İstanbul'a sevdalı olanların satırlarımı daha iyi anlayacağını biliyorum. Bu sevdayı anlayamayanlar için söyleyebileceğim tek şey ise "üzgünüm, başka İstanbul yok" olabilir sadece.


Hiç yorum yok: