13 Ekim 2012 Cumartesi

Farklı Bir Tutku


Araştırmalar dövme yapma geleneğinin çok eski zamanlara dayandığını gösteriyor. İ.Ö. 2000'lerde Eski Mısır'da dövmenin uygulandığı mumyalardan anlaşılmış. Galyalıların ve Trakların da dövmelerinin olduğu bilinmekte. Eski Yunanlılar ve Romalılar ise dövmeyi suçlulara ve kölelere yaparlardı. Hintliler, Japonlar, Amerika yerlileri ve Afrika'daki bazı kabileler dövmeyi bir süs olarak yapsalar da, pek çok toplumda dövmenin hastalıklara ve kötü ruhlara karşı koruyucu bir tılsım olarak uygulandığı, bireyin toplumdaki konumunu vurgulamak için kullanıldığı biliniyor.


Hunlarda asil ve kahraman kişilerin dövme yaptırabildiği, daha sonraları Kazak ve Kırgızlarda da devam  eden bu geleneğin yine kahramanlık niteliği taşıyan bireylere uygulandığı bilinmekte. Antik Trak kavmi ise dövmeyi bir asalet göstergesi sayardı. Cezayirli gemiciler aracılığı ile Osmanlı denizcileri arasında yaygınlaşan dövme; 17. yüzyıldan itibaren Yeniçerilerce, bağlı bulundukları bölüğü simgelemek amacı ile yaptırılmaya başlanmış, Yeniçeri ocağının kapatılışına dek sürmüş.


Hıristiyanlık inancında dövme yasaklanmıştı. Buna karşın ilk Hıristiyanlar, bedenlerine İsa'nın adını ya da haç desenleri taşıyan dövmeler yaptırmışlardı. Aradan yüzyıllar geçince Avrupalılar dövmeyi unuttular. 18. yüzyıl sonlarında denizaşırı gezilerde, Amerika yerlileri yoluyla dövmeyle yeniden karşılaştılar.


Çağlar boyu Avrupa’da kaybolan dövme geleneği 19. yüzyıl İngiltere’sinde aniden canlandı. Galler prensi 1862’de kutsal toprakları ziyaret edince, koluna haç dövmesi yapıldı. Kral Edward'ın oğlu George’un, 1882’de Japonya ziyareti sırasında bileğine bir canavar motifi işlendi. Böylece dövme, İngiltere’de krallık fermanıyla onaylanmış oldu.


Avrupa dilleri, dövme karşılığı olan tattoo sözcüğünü Tahiti dilindeki tautau kelimesinden almıştır. Dövme 20. yüzyılın başlarından sonra, özellikle denizciler arasında yaygınlık kazandı. Romantik duyguları, yurtseverliği ya da dindarlığı belirtmek amacıyla dövme yaygın olarak kullanıldı ve günümüzde de kullanılmakta. Bazen dövme vücutta oluşmuş istenmeyen yara izi, çatlak, leke gibi izleri kapatmak amaçlı da yapılabiliyor.


Geçmişte dövme yapımında değişik yöntemler kullanılırdı. Sivri uçlu kemik, boynuz ya da çelik iğne deriye hafifçe batırılır ve açılan delikler boyayla doldurulur ya da açılan deliklerden boyaya batırılmış iplik geçirilirdi. Boyalar köklerden, bitkilerden elde edilir, kullanılan malzemeye göre renk alırdı. Günümüzde modern yöntemler ile yapılan dövme daha az acı verici ve sağlık açısından daha az zararlı olan boyar madde ile yapılmakta.


Dövme yapımında kullanılan makineler sayesinde deri üzerinde bir kalemle çizim yapılıyormuş gibi rahat çalışılıyor. Dövme yaptıran kişilerin sağlık koşullarına çok dikkat etmesi gerekiyor. Dövme makinesi ve bütün parçaları paslanmaz çelik olmak zorunda. İğneler de aynı metaldan üretilmeli, dövme yaparken kullanılan bütün malzeme tek kullanımlık olmalı. Dövme boyaları Dünya Sağlık Örgütü'nden (WHO) onaylı ve vücuda uyumluluğu test edilmiş ve onaylanmış boyalar olmalı. Dövmenin her mevsimde yapılması uygun görülmüyor. Havanın soğukluğu ve sıcaklığı dövme üzerinde etkili, bu nedenle ilkbahar dövme için uygun mevsim sayılıyor.


Günümüzde dövme motiflerinin kişiyi rahatsızlıklardan, nazardan koruduğuna; güzellik ve yiğitlik getirdiğine olan inanç halen devam etmekte. Batı’da çok yaygın bir uygulama alanı bulan dövme, kişiye özel desenlere doğru gelişim göstermekte. Bazı dinsel kaynaklarda ve toplumun bazı kesimlerinde dövmeye olumsuz yaklaşılsa da, kentsel yaşamda giderek daha çok ilgi çeken bir vücut süsleme biçimine dönüşmekte.

Hiç yorum yok: