4 Kasım 2012 Pazar

Çocukluğumdan Anılar


Çocukluğumda erkek çocukların oynadığı iki oyun benim en çok ilgimi çeken oyunlardı. Birincisi misket oyunuydu, o rengârenk misketler gözüme mücevher gibi görünürdü. Arkadaşlarımın elden çıkartmakta sakınca görmediklerini annemden gizli topladığımı hatırlıyorum.




İkincisi ise topaç çevirme oyunuydu. Yere atıldığında kırılmaması için şimşirden yapılmış bir topaç ve ona sarılan balmumuna batırılmış bir iple oynanırdı. İzlemek bile çok keyif vericiydi.
Oysa okulda beden dersinde kızların oynadığı "yağ satarım bal satarım" oyununda çok sıkılırdım. Biz kız çocuklarına ait sevdiğim oyun belki de sadece "sek sek"ti.

Yaz gecelerinde yemekler yendikten sonra balkonlara, bahçelere çıkılır; çay faslına başlanırdı. Biz çocuklar içinse "kukalı saklambaç" zamanı gelmiş demekti. Kızlı erkekli sokakta toplanırdık. Eski bir teneke kutuyu uzağa atar, ebe onu bulup getirene kadar saklanırdık. Ebe kimi bulursa kutuya ayağıyla basar "kukaladım" diye bağırırdı. Gecenin karanlığı bazen bize yardım eder, ebeyi yanıltır, yanlış isim söylemesine neden olurdu. Zaman nasıl geçer anlamazdık.


Ve uçurtma uçurmak! Uçurtma belli bir cinse ait değildi. Uçurtma yükseldikçe sanki göğe yükselen bizmiş gibi heyecan duyardık. Onu yükseltmek zor bir işti ama uğraşının sonunda, onu gökyüzünde süzülürken görmek büyük mutluluktu.


Kış geldiğinde, artık sokaklar oyun alanımız olmaktan çıktığında evde en çok isim- şehir, nesi var ve amiral battı oynar, masal okurduk. Günümüzde, animasyonlarını sinemada izleyen çocuklara karşın, biz kitaptaki sınırlı çizimlere bakıp sadece hayalimizde canlandırırdık. Güzel ve çirkin masalı o yıllarda en favori masalımızdı.


İlkokuldayken sınıf içi, elden ele dolaşan mektuplaşma alışkanlığımız vardı. Bu mektuplar bazen çocuk saflığındaki aşk mektuplarıydı, bazen arkadaşlar arası darılma ve ayrılık mektupları.

Çocukluğuma ait tadı damağımda kalan iki lezzet, biri annemin pişirdiği börekler ve diğeri yazlık sinema akşamlarında yediğimiz kağıt helvalar. Kağıt helvayı bugün bile çok severim.

Bugün çocuklar, sokaklarda bizim kadar özgürce oyun oynayamıyor. Çünkü sokaklar ne yazık ki eskisi kadar güvenli değil ve çocukların oyuna ayıracak o kadar zamanları yok. Onların şimdi yapılması gereken fazlaca ödevleri, çözülmesi gereken testleri var. Zaman bulduklarında ise ya televizyon ya da bilgisayar başındalar.

Eskiye çok özlem duyan biri değilim ama çağın getirdikleriyle bazı şeylerin kaybolması zaman zaman içimi sızlatıyor...

Hiç yorum yok: