30 Aralık 2012 Pazar

Baharatın Yolculuğu


Baharat,  bitkilerin çekirdek, meyva, çiçek, kök, yaprak gibi kısımlarının kurutulması, öğütülmesi ile elde edilmiş. Arapça’da bahar koku, baharat ise kokular demekmiş.
Tarihi belgeler gösteriyor ki insanoğlu ateşi bulduğundan beri baharat kullanıyor. Baharat 13. yüzyılda altın kadar değerliymiş ve dolayısıyla para olarak kullanılmış. Baharat ticaretini elinde tutan ülkeler güçlü ve zengin olmuşlar.


M.S. 1500’lere kadar Akdeniz, 18. yüzyılın sonuna kadar da okyanuslar baharat savaşlarına sahne olmuş. Denizlere egemen olan, baharata ve kıtalara egemen olmuş. İnsanlık tarihi boyunca hiçbir gıda baharat kadar etkili olmamış.
15. yüzyılda bir karabiber çuvalı, insan hayatından daha değerliymiş, gümüşle aynı değerdeymiş ve bir ürünün pahalı olduğunu belirtmek için "karabiber gibi pahalı" deyimi kullanılırmış. On gram hindistan cevizinin karşılığının yedi inek olduğu, arazi alımlarının, ödemelerin karabiberle yapıldığı zamanlarmış.


Baharat tarih boyunca gıda, sağlık, parfüm, dinsel hayat, büyücülükte ve törenlerde kullanılmış. M.Ö 3000 yıllarında baharat ticaretini Çinliler başlatmış, sonra Arapların eline geçmiş. Araplar bu kazanç kapısını kaptırmamak için, baharatın yırtıcı hayvanlarla korunan, yılanlarla dolu yerlerden geldiği hikayelerini anlatmış.
Tarih boyunca tüm uygarlıklar baharatın getirdiği zenginlikleri "Baharat Yolu" sayesinde ülkelerine ulaştırmışlar. Baharat Yolu, Hindistan'dan başlayıp İran Körfezi ve Irak üzerinden Suriye limanlarına veya Kızıldeniz yoluyla Süveyş'e, oradan da kara yoluyla İskenderiye'ye ulaşan yoldur.


15. yüzyılın ortalarına kadar Avrupa'da baharat ticareti Venediklilerin elindeydi. Baharata çok yüksek fiyatlar ödemek istemeyen Avrupalılar keşif gezilerine çıkmaya başladı, Atlantik Okyanusu, Afrika sahilleri ve Yeni Dünya'nın keşfi böyle gerçekleşti.
Vasco da Gama 1498'de Hindistan'a, Kristof Kolomb batı Hint Adaları'na, Macellan doğu Hint Adaları'na ulaştı. Bu tarihten sonra Venedik tekeli kırıldı ve Baharat Yolu önemini kaybetti.


Baharat dediğimiz bu tat, tarih boyunca bir yandan keşif ve buluşların kaynağı olurken, aynı zamanda da getirdiği kazanç nedeniyle büyük savaşlara neden olmuş, sayısız insan ölmüş ya da özgürlüğünü yitirmiş ve insanoğlunun hırsları yüzünden böyle bir tarihe sahip olmuş.

Hiç yorum yok: