25 Şubat 2013 Pazartesi

Selim

Hatırlamaya çalıştım. Zihnimde ilk beliren bir noktaydı, bir ışıltı. Uzun boylu ve yakışıklıydı ama ilk dikkatimi çeken gözlerindeki o ışıltıydı sonra gür kirpikleri. Uzun yüzü, düzgün bir burnu vardı. Gözleri ne kadar pırıl pırıl mutluluk ifade ediyorsa, sıkı sıkıya kapatılmış gergin ağzı o kadar mutsuzluğu çağrıştırıyordu. İçimden belki çelişkilerle dolu zor bir hayatı vardır diye düşündüm, belki de söylemek isteyip de söyleyemedikleri. Başını kaldırdı. Merhaba ya da iyi günler demesini bekledim. Ama o "evet" dedi "çoğu zaman susuyorum". Başını eğmiş kavuşturduğu uzun parmaklı ellerine bakıyordu. Sonra birden "anneme tapardım" dedi ve orada yokmuşum gibi konuşmaya başladı. Sanki düşünceleri, anıları arasında sesli bir gezintiye çıkmıştı. İlk randevusunda yarım saatte bir onun, bir sorun olup olmadığını sormak için arayışını; evdeki kaşıkları, insanın üstünde kendini görecek kadar parlatmasını anlattı. Çok uğraşmasına karşılık hiç bir işte dikiş tutturmayı beceremediğini ama evde hep sığınacak bir limanı olduğundan söz etti. Önemli önemsiz pek çok şey dudaklarından dökülürken onun hakkında kafamda bir şeyler oluşmaya başlamıştı. Kesinlikle iyi kalpli biriydi, belki biraz tembel, çocukluğunda fazlaca korunmuş bir çocuk. Ama en öne çıkan özelliği bağlanma korkusuydu. Hayatına giren bir kaç kadını anlatırken, onları gerçekten sevip sevmediğini merak ettim. Dakikalar sonra sözcükleri anlaşılmaz bir hale dönüştü, adeta mırıldanıyordu. Benim varlığımı unutmuş, kendi kendine konuşur gibiydi. Zaman zaman yüzünde, yarı mutlu, yarı hüzünlü bir gülümseme beliriyordu. Sesi fısıltı halini aldı sonunda duyulmaz oldu. Durdu ve bana ilk kez görüyormuş gibi baktı. İçimde nedenini tam olarak kestiremediğim bir sıkıntı hissettim. Ellerini dua eder gibi birleştirdi, dudaklarına götürdü. Sanki boğazına bir şey düğümlenmiş gibi yutkundu. Bir şey söylemek ister gibi ağzını açtı, omuzları çöktü, bütün enerjisi yok olmuştu. Ağır ağır eğilip, dizlerinden yere düşen montunu aldı, kalktı. Hoşça kal der gibi baktı, ağaçların arasında kıvrılarak uzanan yolda yavaşça yürüyerek uzaklaştı ve sonunda kayboldu. Yerdeki cebinden düşürdüğü katlanmış kağıdı o zaman fark ettim. Açtım. Altı ay öncesine ait bir vefat ilanıydı. "..........'nin annesi Ayfer Göreli Hakkın rahmetine kavuşmuştur....... son yolculuğuna uğurlanacaktır

Hiç yorum yok: