16 Temmuz 2014 Çarşamba

Berrin'in Hikayesi 4

O gecenin üzerinden üç hafta geçti, hayat her zamanki gibi devam ediyordu. İş öyle yoğundu ki kaldığım ufak daireye geldiğimde, yorgunluktan doğru dürüst yemek bile yiyemeden kendimi yatağa atıyordum. Evde de düzenlemem gereken işlerim biriktikçe birikiyordu, hafta sonu hepsinin üstesinden gelirim diyordum ama hep bir engel çıkıyordu. O hafta sonu da aynı şey oldu. Ağabeyim telefonda Lucia'nın doğum günü için toplanacağımızı haber verdiğinde, ev savaş alanı gibiydi. Lucia'yı sevmesem ağzımdan okkalı bir küfür çıkabilirdi. Her şeyi öylece bıraktım, kuaförümü arayıp randevu aldım. Elbise dolabımı açıp akşam giyeceğim elbiseye karar verdim, hızlıca bir kahve içip kuaföre doğru yola çıktım.
Saat sekizde verdikleri adresin önündeydim. Lucia İtalyan asıllıydı, buluşmak için de bir İtalyan lokantasını seçmişti. Kapıdan girdiğimde mekanın ufak ama o sıcak osterialardan biri olduğunu gördüm. Herkes gelmişti, ağabeyim ve Lucia'dan başka masada Lucia'nın erkek kardeşi ve eşi vardı. Ufak bir toplantı olduğuna sevinmiştim, doğrusu haftanın yorgunluğu yüzümden bile okunuyordu.
Lucia'nın dedesi yıllar önce Amerika'ya çalışmaya gelmiş, burada yine bir İtalyan genç kızla evlenmiş, Lucia ve kardeşi de burada doğmuştu, bütün İtalyanlar gibi o da aileyle yemek yemeye önem veriyordu. Sohbete başladığımızda buranın kuzenlerinden birine ait olduğunu anlatıyordu ki, mutfak önlüğüyle gülümseyerek bize doğru gelen genç adamı farkettik. Oydu, benim gözlerime bakarak şarkı söyleyen adam. Lucia, Sergio dedi bize tanıştırırken. Yemeklerimizi söyledik, sohbeti koyulaştırdık, o zaman öğrendim Sergio'nun ikinci mesleğinin müzik olduğunu.
Artık toplantılarımıza Sergio da dahil olmuştu, ilk karşılaşmamız hiç aklımdan çıkmasa da hiç  o geceden söz etmiyordum. Konu benim patavatsız ağabeyim sayesinde açıldı. Sergio "en sevdiğim şarkıdır" dediğinde, "Berrin'in de" dedi işgüzar ağabeyim.
Şimdi bu satırları ona kızmış gibi yazsam da, aslında ona çok şey borçluyum. Sergio ile beni bir nikah masasına oturtmadığı kaldı, oraya biz kendi irademizle oturduk. Evet Sergio ile, bir yılın sonunda sade bir düğünle evlendik, bir İtalyan düğünü ne kadar sade olabilirse.
Tesadüflerin karşı karşıya getirdiği biz iki romantik, iki harika yıl geçirdik. Ailelerden gelen baskılara rağmen henüz çocuk sahibi olmayı düşünmüyorduk...

(devam edecek)

Hiç yorum yok: