16 Temmuz 2014 Çarşamba

Berrin'in Hikayesi 5 (son bölüm)

Biz evlendikten bir yıl sonra ağabeyimle Lucia da evlendiler ve bebek için fazla beklemediler. Lucia sandığımdan daha iyi bir anne olmuştu, bebeğin üstüne titriyordu...  Artık Aralık ayındaydık, uzun yaz mevsimi geride kalmıştı, derece her geçen gün düşüyor, bize kışa hazırlanmamız gerektiğini hatırlatıyordu. Bu günleri değerlendirip, dördümüz hafta sonu için bir plan yapabiliriz diye düşünmüştüm ama Lucia havanın bebek için fazla soğuk olduğunu düşündü, böylece Sergio ile başbaşa şehre bir saat uzaklıktaki kayak merkezine doğru yola çıktık.
Sergio, arabayı her zamanki gibi dikkatli sürüyordu, yağan yağmurdan yol biraz ıslanmıştı. Radyodan gelen hafif bir müzik, yanımda sevdiğim adam, ben dünyanın en mutlu kadını... acı bir fren... yan yoldan aniden çıkan bir kamyon, sonrası karanlık...
Hastanede sargılar içinde kendime geldiğimde, iki gündür uyuduğumu söylediler. Sergio'yu sorduğum sırada, topallayarak bir baston yardımıyla odaya girdi. "Emniyet kemerlerimiz bizi korudu" dedim "çok ciddi bir kaza atlattık". Evet gerçekten çok ciddi bir kazaydı, evet Sergio iyileşmesi zaman alacaksa da atlatmıştı. Ama ben...
Kazadan ancak bir buçuk yıl sonra yaralarım tam olarak iyileşebildi ve ancak uzunca bir zaman sonra artık yürümemin mümkün olmadığını, hayatımın bundan sonrasını tekerlekli bir sandalye ile birlikte geçireceğimi kabullenebildim.Berrin Kemancıoğlu Seianti, İstanbul'da bir köşkte şanslı bir bebek olarak doğmuştu. Büyüdü, gelişti, sevdi, sevildi; yirmi iki yaşında burnu havalarda bir genç kızken, hayatında dönüm noktası olacak bir yolculuğa çıktı. Geldiği bu ülkede hayatının aşkını buldu ve yine burada o acımasız gerçekle yüzyüze geldi.
Artık daha iyi biliyorum hayatın değişkenliğini. Doktorlar, terapistler, daha önemlisi ailem ve Sergio sayesinde yeni hayatıma alıştım; bazı günler böyle doğmuşum gibi bile geliyor. Şimdi kırklı yaşlarda olgun bir kadınım, Sergio ile bir bebeği evlat edindik, bizim çocuğumuz olsaydı, onu ancak bu kadar sevebilirdik. Adı Bella, kocaman kara gözleri, harika bir gülümsemesi var. Doğarken şans Bella'nın yanında değilmiş, ama biz bundan sonraki hayatında hep yanında olması için elimizden geleni yapıyoruz.
Sergio'nun da saçlarına, benim gibi aklar düşmeye başladı, yaşlanıyoruz, ama bana yine arada bir "endless love" şarkısını mırıldanmaya devam ediyor...


Hiç yorum yok: